Ana Sayfa Yazarlar 10.02.2018 13 Görüntüleme

İhaneti unutursak,unutturursak ve de hesap soramasak kalbimiz kurusun!

FETÖ’cü vatan hainlerinin gerçekleştirmeye çalıştıkları ancak Başkomutan Erdoğan’ın cesaret ve kararlığının yanında halkın fedakarlığı ve kahramanlığı neticesinde başarısızlığa uğratılan darbe girişiminin birinci yıldönümü tüm ülkede anma etkinlikleriyle kutlanmaktadır.

15 Temmuz’da yaşatılan Cumhuriyet tarihinin bu en büyük ihanet, işgal ve diz çöktürme operasyonu; halkımızın fedakarlığı ve kahramanlığı, 15 Temmuz’u demokrasimizin bayramı haline dönüştürmüştür.

Gelecek nesiller, 15 Temmuz gecesi hainlerin yaşattıkları karanlığı aydınlığa dönüştüren 249 şehidini, 2 bin 301 gazisini, Başkomutanını ve milletini ortaya koydukları bu kahramanca mücadele nedeniyle hayırla ve minnetle hatırlayacaktır.

Zira 15 Temmuz gecesinde ülkemize ve milletimize yaşatılmak istenenin ne denli büyük bir felaket olduğunu kavrayabilir ve gelecek nesillere aktarabilirsek; bugünümüzü borçlu olduğumuz şehitlerimiz, gazilerimiz ve başkomutanımızın değerini o denli idrak edebiliriz.

15 Temmuz’un kahramanları sadece bir darbeyi önlememişlerdir. Onlar, ülkemizi tarihimizde görülmemiş bir kaosa sürüklemek, kardeş kavgası başlatmak ve Türkiye’yi iç savaş ortamına sokmak isteyenlere engel olmuşlardır.

Kahraman şehit ve gazilerimiz kendilerini adeta feda ederek Türkiye’nin yok oluşunu, dizüstüne çöküşünü engellemişlerdir.

15 Temmuz’un kahramanlarını rahmet, minnetle ve şükranla anıyorum. Allah kendilerinden razı olsun.

Şimdi bizlere düşen şehitlerimizin kanının yerde kalmaması için 15 Temmuz’u bu aziz millete yaşatanlardan ve onlara kol-kanat gelenlerden hesap sormaktır. Yargı kurumları, eli kanlı hainlere ve onların destekçilerine hak ettikleri en ağır cezayı vermeli, milletimizin vicdanını rahatlatmalıdır. Şunu da hemen ifade etmeliyim ki halkın vicdanında ‘hainlere’ kesilen cezanın “idam” olduğunu görmeliyiz. Bunun dışında verilecek her cezanın vicdanları rahatlatmayacağı muhakkaktır. Bu hususta başta Erdoğan olmak üzere siyasi partilere görev düşmektedir.

Halkın adalet isteğine, şehitlerine karşın idam isteğine daha fazla duyarsız kalınmamalıdır. AB Kriterleri gibi saçma-sapan gerekçelerin arkasına sığınarak “idam’ın” geri getirilmesine mani olunmamalıdır. 15 Temmuz’un yaşattığı toplumsal travmanın aşılması için bu karar kaçınılmazdır!

15 Temmuz işgal girişiminin üstünden tam bir yıl geçti. AK Parti Hükümetleri başta olmak üzere geçmiş 40 yılın tüm iktidarlarının hataları sonucu devletin önemli kurumlarına sızan ihanet şebekesi ile mücadele elbette kolay olmayacak. Olmayacağı da son bir yılda belli olmuştur.

Karşımızda, görevden alınmaktan, toplumdan tecrit edilmekten, yıllarca hapis yatmaktan rahatsızlık duymayan şizofren bir örgütle karşı karşıyayız. Şarlatan terörist başı Gülen’nin “mehdi” olduğuna olan inançları etrafında kenetlenmiş 15 Temmuz’da yaşadıkları yenilginin rövanşını alacakları günü bekledikleri, yargılandıkları davalarda yaptıkları savunma ve davranışlarında gözlemlenmektedir.

Teröristbaşı, örgütünün moralini yüksek tutmak için direktifler verdiği ve bu direktifler doğrultusunda savunmalar yapıldığı gözlerimizden kaçmamaktadır.

Bu nedenle en kısa zamanda yürütülen davaların sonuçlanması ve verilebilecek en ağır cezaların verilmesi gerekiyor. Davalar geçmişteki bazı davalar gibi hukuk dışına çıkılarak sulandırılmamalı. Her şeyden önemlisi FETÖ Terör Örgütü militanlarının ‘kurtulma, intikam alma’ umutları kırılmalı. Ancak bu şekilde örgütün çözülmesi sağlanabilecektir.

Hain örgütün hala çözülememesi biraz da Anamuhalefet Partisi CHP ve onun genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun uyguladığı politikalarla ilişkilidir kanımca. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası “Yenikapı’da” düzenlenen mitinge CHP’nin son anda siyasi mülahazalarla katılmasıyla ortaya çıkan tutumları ilerleyen süreçte adeta FETÖ’ye destek anlamına gelebilecek açıklama ve eylemlere dönüşmüştür.

İşte onlardan sade birkaçı….

-Adana’daki “Türkiye’yi böldürmeyeceğiz” mitinginde partililere hitap ederken bazı isimleri tek tek sayarak alanda bulanan partililere FETÖ’den tutuklanan gazetecileri de alkışlatması…

-15 Temmuz ihanet girişimine “kontrollü darbe” olarak takdim etmesi…

–“Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçunu işlediği gerekçesiyle 25 yıl hapse mahkum edilmesi ve ardından tutuklanmasını bahane ederek yollara düşmesi…

Üstelik gerek “Adalet Yürüyüşü” yürüyüşünü gerekse Maltepe’deki sözde “Adalet Mitingi’ni” son zamanlarda tutuklananlar ve kamudan atılanlar için yaptığını açıklarken aslında FETÖ’den tutuklananlar başta olmak üzere terörden tutuklananları kastettiği bariz şekilde anlaşılıyor.

Kendi partisinin parti meclis üyesi Birgül Ayman Gürel’de bizim iddia ve gözlemlerimizi açık bir şekilde desteklediği o sözünü hatırlatmadan geçemeyeceğim. Ne demişti Birgül Ayman Gürel? “Partim CHP, cemaatle her türlü ittifakı yapıyor.” FETÖ ile CHP arasında yaşanan işbirliğini bundan daha güzel nasıl anlatılabilirdi bilemiyorum!

Türkiye 15 Temmuz’da büyük bir belayı atlatmıştır. Ancak Küresel aktörler başta olmak üzere CHP ve Erdoğan düşmanlığında birleşen kimi çevrelerin karşı duruşuna rağmen FETÖ’ye karşı yürüttüğümüz mücadeleyi kazanmak zorundayız. Gelecek nesiller ve şehitlerimiz için buna mecburuz

Asla ve asla rehavete kapılmayacağız.

O gece ülkemiz ve milletimize yaşatılanları, katledilen canlarımızı, tankların altında ezilen bedenlerimizi ve bunlara dolaylı veya dolaysız destek olanları unutmayacağız.

Unutursak kalbimiz kurusun!

MEHHMET ZENGİN

13/07/2017

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil