Ana Sayfa Gündem, Yazarlar 10.02.2018 29 Görüntüleme

TERÖRE ALKIŞ TUTAN KADAVRALAR HALKIMIZIN HUZURUNDA HESAP VERECEKSİNİZ.

Türkiye’de “at izi ile it izi” birbirine karıştırılmış durumda. Türkiye, cumhuriyet döneminde, dostunu düşmanını tanıyamamış, tanısa bile dile getirememiştir. Gerçek düşmanlar varken ve bunlar ülkemiz aleyhinde yıkıcı faaliyetlerde bulunurlarken, içerde ve dışarıda, suni düşmanlar takdim edilmiştir. Bunun son dönemdeki moda tabiri ise; “ENTRİKA”. Diğer bir ifade ile ülkemiz üzerine kurgulanan karanlık senaryonun vatan, millet, bayrak ve devlet düşmanı ölü sevici terör yandaşı figüranlarının oynadığı rol “kimin eli kimin cebinde” .

Meselenin teşhisinde, küresel güç mücadelesini belirleyici güçlerinden biri, hatta küresel güç adayı haline gelen Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri sadece iç dinamikler açısından göstermek ya da sadece “basit siyasi hesaplaşmalar” çerçevesinde değerlendirmek, hiç kuşkusuz meselelere Mars’tan bakmaktan farkı olmayacaktır.

Ülkemiz de vesayet, statüko ve devlet içinde ki çete artıklarının karanlık entrikalarına muhatap edilen iktidarın, dış ve iç kaynaklı komploya kurban edilmesi noktasında; ülkemizi çökertmek isteyen dış güçler ile ona payandalık eden yerli işbirlikçilerin ihanetinin nedeni Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın çizdiği 2023 -2053-2071 hedefine engel olmaktır

Tarihsel süreç içerisinde dünyanın merkezi coğrafyasının tam ortasında ulus devlete sahip olan ülkemizin; sosyo-ekonomik kalkınmışlığı, istikrarı ve huzuru ve dünya ki saygınlığı günümüz koşullarında elinden alınmak istenilmektedir.
Yaşı 30-40’ın üzerinde olanlar, Türkiye’nin 2000 yılından öncesini ve 2000 yılından sonrasındaki büyük değişimi görüp mukayese edebilenler, bu geçen zaman içerisindeki olaylara bir kuş bakışı olarak bakabilenler, yaşadıkları üst üste darbeler, sıkıntılar, yokluklar, ekmek, çay, şeker, gaz, benzin, tüp kuyrukları, 3 haneli enflasyon ve faizler, hastanelerde kuyruklar, ilaçların olmadığı, elektriğin sürekli kesildiği, bütün evlerin üstünde su depoları ve tuvaletlerde ibrikler olduğunu, susuzluğun ve elektriksizliğin ne demek olduğunu hatırlarlar.

Bu nedenle; misak-ı milli sınırları içinde bir ulus devlet olarak kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırılma üzerine kurgulanan sistemli bir siyasi linç kampanyası ve terör olayları ile çökertme operasyonu dış ve iç karanlık güçler tarafından yürütülmek istense de… Eğer gerçekten de sorun dışarıdan bağımsız bir iç hesaplaşma olsaydı, her halde bu belirsizlik hali bu kadar zor, hassas ve sıkıntılı olmazdı..

800 bin kilometrekarelik bir büyük ülkede 80 milyonluk nüfusu ile dev bir ülke konumunda olan Türkiye Cumhuriyeti, çağ dışı planlarla kurban edilmek istenirken devletin ve milletin huzuru, istikrarı ve kalkınmışlığına darbe vurmak isteyenlere çanak tutan siyaset tellalları halkımızın huzurunda hesap verme noktasına geleceklerdir. Matruşkaların ipleri duyarlı halkımız tarafından birer birer koparıldıkça…
Elbette bu sancılı geçiş son bulacaktır

Bir kimse üzerinde yaşadığı topraklara düşman ve bu düşmanlığı, kirlenmiş yahut kirletilmiş siyasi ideolojisi üzerine bina etmişse, o kişi veya kişilerde kimlik ve kişilik kaybolmuş demektir.
Doğal olarak bu kayıp, hemen her meselede çirkin kirliliklerle dolu çeşit çeşit nefretler doğurur. Haliyle tüm nefret çeşitleri bir süre sonra iflah olmaz düşmanlıklara kapı aralar ve o kapıdan da sel gibi kin akar, öfke akar.

Yine böyle hastalıklı kesimlerin; gözleri bağlı, kulakları tıkalı, zihinleri mefluç olmuş şekilde ürettikleri düşmanlıklarından birisi de toplumun genelinin kabullendiği, desteklediği, savunduğu her şeyi reddetmek ve düşman olmaktır.
İşte en canlı örneğini Afrin operasyonunda yaşıyoruz. Devlet-millet işbirliğiyle; vatanımızın-milletimizin bağımsızlığı için verilen mücadeleye karşı duruşlarını, düşmanla işbirliği yaptıklarını birlikte görüyoruz.

800 bin kilometrekarelik bir büyük ülkede 80 milyonluk nüfusu ile dev bir ülke konumunda ki, vatandaşı olduğu vatanına,devletine, halkına, bayrağına karşı ahlak ve erdem yoksunluğu yaşayanlar, bu hususta bir fikre, düşünceye sahip olmayanlar, teröre alkış tutan kadavralar!. Terör örgütlerine destek vermekten, ağızlarına sakız ettikleri “demokrasi, demokratlık ve insan hakları” gibi ikiyüzlülük çamuruyla bezeli sloganlar altında, devletimize ve milletimize karşı sürekli ihanet sergilemekteler.
Devletin ve milletin huzuru, istikrarı ve kalkınmışlığına darbe vurmak isteyen siyaset tellalları halkımızın huzurunda hesap vereceksiniz.

Hasan ALPARSLAN

Araştırmacı Gazeteci-Yazar

06 Ocak 2018

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil