Ana Sayfa Yazarlar 11.02.2018 42 Görüntüleme

Öğretmenler şamar oğlanı mı?!

Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetleri son yıllarda başta sağlık, ulaşım, dış politika, terörle mücadele ve milli savunma sanayi olmak üzere birçok alanda başarılı projelere imza atmıştır. Lakin bir eğitimci olarak üzülerek ifade etmeliyim ki, 15 yıllık AK Parti İktidarının en başarısız olduğu alan maalesef talim-terbiyede olmuştur.

Peki, eğitimde hiç mi güzel işler yapılmadı?

Elbette olumlu işlere imza atılmıştır. Meslek Liselerine yönelik 28 Şubat Post Modern Darbe’sinden yadigâr haksız ve hukuksuz ‘katsayı’ uygulaması. Yine aynı dönemden kalma başörtüsü yasağı uygulamasının kaldırılması. Derslik başına düşen öğrenci sayısının önceki yıllara oranla düşmesi ve çok sayıda yeni üniversitenin açılması gibi uygulamalar eğitimde yaşanan olumlu gelişmeler olarak ifade edebiliriz.

6 farklı bakanın yönettiği Milli Eğitim Bakanlığı 15 yılda 5 sistem değişikliği yapmasına rağmen eğitimde “sistem” sorununa deva olamamıştır. Kültürümüze, yapımıza uygun bir “milli eğitim sistemi” adeta deneme-yanılma yöntemiyle bulunmaya çalışılmıştır.

MEB’de, Sayın Bakan dâhil bakanlık üst düzey bürokratın büyük çoğunluğunun eğitimci kökenli olmadığı bir kurumda eğitimde yıllardır yaşadığımız kronikleşmiş sorunlara çözüm bulunabilmesi ve de eğitime yönelik müspet gelişmelerin yaşanması beklenemez elbette. Bir de buna, sorumluluk makamında olan kişilerin bir bölümünün kişisel menfaat beklentisi ile bu makamlara talip oldukları hakikatini göz önünde bulundurursak sonuç bizi şaşırtmaması gerekir.

Eğitim sistemimizin düze çıkması ve bize uygun bir sistemin geliştirilebilmesi ve uygulanabilmesi için sorumluluk makamlarına; menfaat beklentisi olmayan ve alanında uzman, idealist eğitimcilere bırakmaktan başka çaremiz yok.

Bu hakikat herkesçe bilinmesine rağmen maalesef siyasi mülahazalar, torpil ve adamı olan koltukları kapar anlayışı nedeniyle göz ardı edilmiştir.

Eğitimde istenilen başarının yakalanamaması ve yıllardır çözülemeyen ‘sistem’ sorununun nedenleri ve çözüm noktasında atılması gereken adımlar malumken, bu yönde bir adım atılmamasını bir eğitimci olarak anlamakta güçlük çekiyorum.

Milyonlarca evladımızın istikbali ve yüz binlerce öğretmenimizin kaygı ve sorunları eğitimle yakından-uzaktan alakalı olmayan kişilerin inisiyatifine bırakılmış olmasının getirdiği sonuçlar, camiada huzursuzluk ve memnuniyetsizliği had safhaya çıkarmıştır.

MEB, eğitimdeki başarısızlığın nedenini buldu!

Meğerse eğitim-öğretimdeki sorunların baş sorumlusu öğretmenlermiş! Milli Eğitim’de başta ‘sistem’ sorunumuz olmak üzere birçok sorun çözüm beklerken MEB, öğretmenlerde rahatsızlık yaratan adımları atmanın gayreti içinde. MEB öğretmenleri mesleklerini icra ederken yetersiz görmüş olacak ki “performans sistemi” adı altında camiada büyük tepki çeken bir uygulamaya geçti. Uygulama Ankara ve İstanbul gibi 12 pilot bölgede hayata geçmek üzere.

Hemen peşinen söyleyeyim. Bu uygulama; yıllardır başta siyasiler olmak üzere bakanlığın yanlış söylem ve tutumları yanı sıra, ‘Alo 147’ gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulması uygulamalarıyla kaybolan öğretmen mesleğinin saygınlığını daha da düşürecektir.

Bu mesleğin saygınlığının düşmesi demek öğretmenin itibarının zedelenmesi anlamına gelir. Bu da öğretmene yönelik, veli ve öğrenciler tarafından gerçekleştirilen sözlü ve fiziki saldırıların hızla artmasına katkı sağlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Öğretmenin zaten yerlerde sürünen itibarını daha da aşağılara çekecek olan “Öğretmen Strateji Belgesi” adı altındaki uygulama; öğrenci, veli, meslektaş ve yöneticinin öğretmene not vermesi ile 4 yılda bir “yeterlilikler” sınavına alınmasını öngörüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın getirdiği “ Öğretmen Strateji Belgesi’nde” yer alan performans sistemi ile öğretmenlere güvenilmediği ve yeterli bulunmadığı düşüncesi toplumla paylaşılmış oluyor. Bu yaklaşım öğretmen camiasında büyük rahatsızlık yarattı. Özellikle de kendilerinin; öğrencileri, velileri ve meslektaşları tarafından değerlendirmeye tabii tutulmaları yönündeki uygulamaya isyan ediyorlar! Kendilerini yetiştiren ve mezun eden eğitim fakülteleri ve onların öğretim görevlilerin yeterliliğinin sorgulanmadığı bir ortamda öğretmenlerin günah keçisi muamelesi görmesi kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Neden sadece öğretmenlere uygulanıyor?

Uygulamanın bunca meslek içerisinde sadece öğretmenlere yönelik uygulanıyor olması dahi olayın ne kadar adaletsiz ve haksız bir uygulama olduğunu göstermesi için yeterlidir.

Doktorlar görevlerini hipokrat yemininde ifade edildiği gibi yaptığını söylemek ne kadar doğru olur?!

Ya da hakim ve savcıların adalet dağıtırken hukuka ve tarafsızlığa ne kadar bağlı kalıyorlar?!

Burada amacımız doktorları, hâkimleri, savcıları ve de diğer memurları eleştirmek değildir elbette. Buradaki amacımız memurlar arasında ayırımın yapılmasına dikkat çekmektir.

Öğretmenler arasında yetersiz olan veya görevlerini layıkıyla yerine getiremeyenler olabileceği gibi doktorlar arasında, hâkim ve savcılar ve diğer meslek grupları arasında da görevinde yetersiz olanların olabileceğine dikkat çekmektir.

Madem her meslek grubu memurda benzer yetersizlikler ve suistimaller söz konusu, neden sadece öğretmenlere denetim getirilmektedir?

Öğretmenler; uygulamanın geri çekilmesini, çekilmeyecekse hiç olmasa çifte standardın ortadan kaldırılmasını ve diğer meslek gruplarının da aynı uygulamaya tabii tutulmalarını talep ediyor.

Bu uygulama, öğretmenin saygınlığını bitirecek ve öğretmeni öğrencisinin ve velinin elinde şamar oğlanına çevirecek. Bakanlıkta görevli ‘eğitimci’ kökenli az sayıdaki meslektaşımız bu hakikati en az biz eğitimciler kadar bilmektedirler. Öğretmenlerin gerek öğrenci, gerekse veliler ile yaşadıkları olumsuzlukların boyutlarını geçmiş deneyimlerinden hatırlayacaklardır. Hatırlamıyor veya unutmuşlarsa da onlara tavsiyem bir okulun yolunu tutmaları ve öğretmenleri dinlemeleri yararlı olacaktır.

Öğretmene saygının yerlerde süründüğü bir sistemde öğrenci ve veliye ‘not verme’ yetkisi verilmesinin sonuçları çok ağır olacaktır. Yıllardır bu mesleği icra eden bir eğitimci olarak bu uyarıyı yapmak bir görev olarak telakki ettim.

Yetersiz olarak görülen öğretmenlerimiz, genellikle Avrupa standardının üstünde öğrenciden oluşan sınıflarda; sorunlu öğrencilerin yanı sıra, normal şartlarda özel okullarda eğitim görmesi gereken hiperaktif ve ‘kaynaştırma’öğrencileriyle boğuşmak zorunda. Sınıf içinde diğer öğrencilerin sağlıklı bir eğitim görmelerine küçümsenmeyecek oranda engel oluşturan bu tür öğrencilerin varlığı yetmemiş olacak ki şimdi de okuma-yazması olmayan, en kötüsü de dil sorunu nedeniyle iletişim kurma imkānı dahi bulunmayan yabancı uyruklu öğrenciler sınıflarımızı süslemeye başladı. Her sınıfta en az iki yabancı uyruklu öğrenci var.

Yetkililere soruyoruz…

Yerden yere vurduğunuz öğretmen, sınıfta programı mı yetiştirecek?

Yoksa…

-Sınıfta anımsanmayacak orandaki sorunlu öğrencilere rehberlik mi yapacak?

– Hiperaktif öğrencileri mi sakinleştirecek?

-Sınıfı altına-üstüne getiren ve diğer öğrencilere zarar veren ‘kaynaştırma’ öğrencilerin sınıf ortamını dinamitlememesi için çaba mı sarf edecek?

-Ya da Türkçe bilmeyen mültecilere okuma-yazma mı öğretecek?

Öğretmenlerin ekonomik sorunları ve diğer birçok sorununda bahsetmedim. Zira bu sorunlar yıllardır dile getiriliyor zaten. Bu nedenle üzerinde durmayı gerek duymadım.

Bunca sıkıntısı olan öğretmenlerimizi eleştirirken lütfen biraz insaf edin!

Bu arada öğretmenlerin haklarını ve hukuklarını savunmakla sorumlu olan sendikaların cılız eleştirileri de manidardır. Başka hususlarda yeri-göğü inleten sendikalar asli görevleri olan öğretmenlerin onurunu ve saygınlığını koruma konusunda sessiz kalmaları kabul edilebilir değil!

Umarım yetkililer attıkları bu yanlış adımdan biran önce dönerler ve öğretmenleri; öğrencilerin ve velilerin karşısında şamar oğlanı olmaktan kurtarırlar!

MEHMET ZENGİN

31.10.2017

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Səndən sonra

Səndən sonra

Haber Sitesi | Uzman Tescil