Ana Sayfa Yazarlar 11.02.2018 43 Görüntüleme

Kudüs’ün işgali’,Siyonizm’in “Arz-ı Mevud” emeli yolunda atmış olduğu bir adımdır!

14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran kutsal topraklar; onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış İslam ülkelerinin ‘sözüm ona’ liderlerinin ihanetleri nedeniyle 50 yıldır ‘Siyonist’ işgalci İsrail’in tahakkümü altında. Filistin toprakları, o dönemdeki emperyal güçlerin bekçisi olan İngiltere’nin desteği ve satılmış rejimlerin basiretsizliklerinden cesaret alınarak adım adım ilhak edilmiştir.

50 yıllık işgal süresince kutsallarımıza yönelik üstte belirttiğim bunca saldırıya yeterli tepki ve dik duruş göstermeyen ‘İslam dünyası’, son yaşanan alçaklığın da asıl müsebbipleridirler. Zira Siyonist terör devleti ve suç ortağı ABD ile onların patronları olan “Küresel Aktörler”, İslam dünyasının bu pısırıklığından cesaret almaktadırlar.

İslam Dünyası ve Türkiye üzerinde sayısız operasyonlar planlayan ve gerçekleştiren görünürdeki müsebbip ABD gibi görünse de; ABD’yi de yönlendiren perde arkasındaki asıl güç “CFR’dir”. CFR, Dünya’ya hâkim olan Dünya düzenine yön veren Yahudi kuruluşudur. Kamuoyunda sıkça duyduğumuz “Küresel Aktörler” olarak ifade edilen gücün ta kendisidir. David Rockefeller ve Rothshild ailelerinin yönettiği bu kuruluş emir eri ABD’nin eliyle dünyaya ayar veriyor, operasyonlar çekiyor, yakıyor, yıkıyor…!

Emperyalizm’in son yüzyıldaki bekçisi ve küresel aktörlerin devlete bürünmüş yapısı olan ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs-ü Şerif’i resmen İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı alması ya da daha doğru bir ifadeyle, ona bu kararı aldırmaları bu açıdan şaşırtıcı olmamıştır!

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olurmuş.

İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak tüm dünyanın gözünün içine baka baka geçtiğimiz 50 yılda Filistin topraklarını adım adım işgal ederken, binlerce Müslüman’ı da katletti. Binlercesini zindanlara attı. Bunlarla da yetinmedi. Mescid-i Aksa’yı ibadete kapattı.

Ve nihayetinde geçtiğimiz gün, kan ve gözyaşıyla geçen işgal sürecini bir adım daha öteye taşıyarak İslam Dünyası’na kocaman bir tokat daha attılar!

ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs-ü Şerif’i resmen İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı aldığını ilan etti.

Peki bu utanç ‘İslam Dünya’sı’ aklını başına getirdi mi? Maalesef hayır! Yine bir tık yok! Türkiye dışından ciddi bir ses çıkmadı bugüne kadar. Erdoğan gücünü zorlayarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Yüksek tonda ABD ve İsrail’e sert eleştirilerde bulunuyor. “Kudüs, Müslümanların kırmızı çizgisidir” tehdidinde bulundu hepsi bu kadar. Diğer tepkiler ise dostlar alışverişte görsün kabilinden!

Tarih boyunca Libya, Irak, Afganistan, Suriye gibi bir birçok ülkeyi işgal eden ve zengin kaynaklarını sömürerek dünyayı kan gölüne çeviren ABD’nin elinde Milyonlarca mazlumun kanı var. ABD soykırım ve katliamlarına kendi ülkesinde yaşayan Kızılderelilerle başladı.

Kızılderelilerin soykırıma tabi tutulmasından günümüze; yöntem değişse de kan, gözyaşı ve vahşet ile bunların müsebbibi temelde hiç değişmedi. Bunu görmek için dünya kamuoyunu bin bir türlü yalanlarla kandırarak gerçekleştirdikleri işgallere, çıkarttıkları iç savaşlara, Mısır ve Türkiye gibi birçok ülkedeki işbirlikçileri eliyle tertipledikleri darbelere, Vietnam’a, Kamboçya’ya veya Guatemala’daki işkencelere bakmak yeterli olacaktır.

Görüldüğü gibi, yıllardır içimizdeki işbirlikçilerin desteğiyle milletimizi ‘müttefikiz, dostuz’ yalanıyla kandıran ikiyüzlü ABD’nin mazisi hiç de parlak değil.

İsrail’in güvenliğini sağlamak ve nihai hedeflerinden biri olan Tevrat’ta bahsi geçen “Arz-ı Mevud” yani “Vaad Edilmiş Topraklar” olarak ifade edilen, Fırat’tan Nil’e kadar olan bölgede bir “Büyük İsrail Devleti’ne” kavuşma hayaline ulaşmak için tüm gücüyle mücadelesini sürdürmektedir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs-ü Şerif’i İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı alması nihai hedefe ulaşmada atılmış bir adımdan ibarettir. Müslümanlar uyumaya devam etmesi halinde bunun arkası gelecektir. Bugün,“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışında olan Müslüman ülkelerin büyük bir tokat yiyecekleri gün de çok yakındır. O, “bana dokunmasın da ne yaparsa yapsın” dediğiniz yılan sizi de sokacaktır.

Su uyur, düşman uyumazmış. Küresel güçler uyumuyor. Siyonizmin nihai hedefi olan Arz-ı Mevud’a ulaşma adına plân üstüne plân, operasyon üzerine operasyon yapıyor. Suriye ile Irak’ın işgali ve iç savaşa sürüklenmesi, Katar’a yönelik yapılmak istenen ve Türkiye’nin müdahalesiyle gerçekleşmeyen operasyon, ABD ile Suudi’lerin 200 Milyar Dolar’lık silah anlaşması, Arabistan’da yaşanan son gelişmeler…

Yine Arabistan ile İran’ın karşı karşıya getirilmek istenmesi ve Türkiye’ye yönelik Amerika Birleşmiş Devletleri’nin 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi, ‘Gezi Kalkışması’, ‘17-25 Aralık Yargı Darbe girişimi’ gibi son haftalarda ABD-Türkiye arasında yaşanan “Sarraf davası” benzeri gerginliklerin arkasında bu düşüncenin olduğunu görüyoruz.

Siyonizm’in, Arz-ı Mevud hayaline ulaşması için Türkiye’nin zayıf düşürülmesi gerekir. Zira güçlü bir Türkiye, bu amaca ulaşmada onlara engel olacaktır. Onlar bunun farkındalar. Bunun için bize saldırıyorlar. Bu saldırılar artarak sürecektir. DAEŞ’i üzerimize saldılar olmadı. FETÖ’yü saldılar olmadı. PKK’yı saldılar olmadı. Şimdi ise silahlandırdıkları PYD-YPG’yi üzerimize saldırtacaklar.

Tezgâh çok büyük dostlar! Çok endişe verici bir tablo ile karşı karşıyayız. Kurgulanan ve uygulamaya sokulan tezgâhın hala farkına varamayan Müslümanlara söyleyecek bir sözüm kalmadı. Allah ıslah etsin!

Düşman; Dolar’la, ekonomiyle, terör örgütleriyle, ‘yerli’ hainlerle ve de akla-hayale gelmeyen entrikalar ve operasyonlarla üzerimize geliyor.

Kısır çekişmelerle zaman kaybedecek lüksümüz yoktur. Ülkemizde ve çevremizde yaşanan gelişmeleri yolsuzluk, taht kavgası gibi kavramlarla perdelendiğini görmemek için kör olmak gerek.

Arz-ı Mevud hedefine engel olabilecek tüm ülkeler karıştırılarak bir birlerine kırdırılıyor. ABD ve İsrail’in çıkarlarıyla ayrışan herkes tasfiye edilmek isteniyor. Erdoğan özelinde yapılanları bu bağlamda değerlendirmek gerek.

Siyonizmin ağababaları ile onların yeryüzündeki hizmetkârları olan emperyalistler ve onların yerli uşaklarının başlattıkları topyekun saldırıların üstesinden gelmek için millet olarak aramızdaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakmalı ve safları sıklaştırmalıyız.

İslam dünyası her zaman olduğu gibi bugün de tezgâhlanan büyük oyunun bilincinde değil. Umarım silkelenir ve kendimize geliriz. Eğer tezgâhı bozamasak başta ülkemiz olmak üzere İslam dünyasını zor günler bekliyor.

-Filistin toprakları adım adım işgal edilirken de sesimiz çıkmadı.

– Zengin yer altı kaynaklarımız hortumlanırken sesimiz çıkmadı.

-Milyonlarca Müslüman katledilirken sesimiz çıkmadı.

Kudüs, İsrail’in başkenti ilan edilirken de sesimiz çıkmasa düşman daha da pervasız saldıracaktır. Yüz yıl önce yediğimiz darbenin ardında kendimize yeni yeni gelmeye başladık. 2004 yılına kadar sürünüyorduk. Sonra dizlerimizin üzerinde durmayı öğrendik. Yakın zamanda ise yürümeye başladık. Şimdi koşma vakti.

Koşacağız. Dik duracağız. Onurumuz ve özgürlüğümüz için canla-başla çalışacağız. Düşmana korku, dosta umut olmaya devam edeceğiz. Büyük Türkiye’yi kurmak için yola çıkan liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında duracağız.

Duracağız! Zira bugün Kudüs’ü satanlar yarın Mekke ve Medine’yi de satacaklarıdır. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de vb yerlerde Milyonlarca Müslümanın katledilmesine ve ülkelerin mahvedilmesine, Filistin topraklarının işgaline, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesine göz yuman satılmış Arap liderlerine umut bağlarsak yarın Mekke ve Medine’nin işgali ile de yüzleşme durumunda kalabiliriz.

Dik durmaz ve Erdoğan’ın arkasında mücadelemizi azimle sürdürmesek Arz-ı Mevud sınırları içinde bulunan ülkemizin bir bölümünün elimizden alındığını gözyaşları içerisinde izlemek durumunda kalacağız!

MEHMET ZENGİN

10/12/2017

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Vətən Ata Qoxar.

Vətən Ata Qoxar.

Haber Sitesi | Uzman Tescil