Ana Sayfa Yazarlar 11.02.2018 36 Görüntüleme

Türkiye’nin var olma mücadelesinde son viraj!

Ülke içinde geçmişte planlanan:

7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı gözaltına alınıp bunun üzerinden Recep Tayyip Erdoğan’ı tutuklamak ve “bileklerine kelepçe takmak” girişimi…

27 Mayıs 2013’te Taksim Gezi Parkı‘ndaki boş alanda yapımı düşünülen Topçu Kışlası için birkaç ağaç kesilmesini bahane edilerek hükümeti devirmeye yönelik kalkışma…

“17-25 Aralık’ta “ FETÖ’cü hain polis ve yargı mensuplarının gerçekleştirdikleri operasyon…

15 Temmuz 2016 Cuma gecesi FETÖ’cü alçakların, “Küresel Güçlerin” emri ile Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanet, işgal ve diz çöktürme operasyonu…

İle…

Ülke dışında, sınırımızın hemen yanıbaşında 911 km’lik bir sınırımız olan Suriye’deki gelişmeler. (DAEŞ’in bölgede, küresel aktörlerce bir planın sonucu olarak kurdurulması. PYD/ YPG/ PKK‘ın desteklenmesi ve silahlandırılması.)

331 km sınırımız olan Irak’ta yaşananlar. özellikle de Kuzey Irak’ta ‘Kürdistan‘ Bölgesel Yönetiminin bağımsızlık referandumuna gitme yönünde karar alması asla birbirinden bağımsız ve lokal gelişmeler değildir!

Yukarıda saydığım. Gerek içerde, gerekse yanı başımızda yaşanan gelişmeler ile başta ABD Almanya olmak üzere birçok AB ülkesi ile yaşanan gerginliklerin ve ülkemize yönelik düşmanca yaklaşımların temel amacı; Türkiye’nin yeniden dünyada söz sahibi olmasının önüne geçmek ve Siyonist İsrail‘in “Arz-ı Mevud” hayaline ulaşması için ön açmaktan ibarettir.

Kuzey Irak’ta kurulması için çaba harcanan “Kürdistan” adlı çakma devlet, İsrail’in hayalini kurduğu topraklara ulaşmada paravan görevi üstlenecek.

Arz-ı Mevud planı!

Bu plana göre Nil’den Fırat’a kadar olan bölge Yahudiler tarafından “vaad edilmiş topraklar” olarak nitelendiriliyor. Arz-ı Mev’ud’un sınırları, güney ve güneydoğu Anadolu’nun bir bölümünün de içinde bulunduğu bölgeyi kapsamaktadır.

Nihayi hedef Türkiye!

Yahudi yayın organı Şalom” gazetesinde 8 Mart 1989 tarihinde yayımlanan bir yazıda ““Allah’a inanmak Yahudiliğin temel inancı değildir; ancak Arz-ı Mev’ud temel inançtır”” deniliyor. 1974 yılında devrin İsrail Savunma Bakanı katil Ariel Sharon’un; “”Türkiye de ilgi alanımız içindedir”” ifadeleri bize, Arz-ı Mevud’ta vaat edilen toprakların Türkiye’de olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

Theodor Herzl‘in 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde yapılan I. Dünya Siyonist Kongresi‘nde yaptığı konuşmada: “Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı’na dayanır. Sloganımız David ve Salamon’un Filistin’i olacaktır””.

Yine İsrail’in Başbakanlarından Ben Gurion’un 1948’de İsrail devletini ilan ederken yaptığı konuşmada söylediği;“”Filistin’in bugünkü haritası İngiliz manda yönetimi tarafından çizilmiştir. Yahudi halkının, gençlerimiz ve yetişkinlerimizin yeniden çizmesi gereken bir başka harita vardır ki, o da Nil’den Fırat’a kadar olan bölgeyi kapsamaktadır””

Başımıza örülmek istenen bu beladan kurtulabilirsek sadece İsrail’in Arz-ı Mevud’da vaat edilen topraklara kavuşmasını engellemiş olmayacağız. Bunun yanında ülkemizi büyük bir kaosa sürüklenmekten, kardeş kavgasının başlaması ve Türkiye’nin bir iç savaş ortamına girip bölünmesini de engellemiş olacağız!

Hem Türkiye’nin huzuru, hem Ortadoğu’nun huzuru buna bağlıdır. İsrail Arz-ı Mevud hayali ve ümidi sürdüğü sürece bize huzur yok.

” Süper Güç” olma yolunda aşmamız gereken bu eşiğin üstesinden gelebilirsek önümüzde kimse duramaz.

Ancak bu yolda önümüzde çok büyük zorluklar da var!

Karşımızda ABD, Almanya,İsrail,AB,BM,NATO var. Bundan da önemlisi başta bu ülkeler olmak üzere tüm dünyayı yöneten ve yön veren Yahudi kuruluşu “CFR” var.

İslam dünyasında bize hayır yok. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz.

Dünya”ya hakim olan ve ona yön veren güç “CFR” kimdir?

Bu sorunun yanıtı “Yeni Dünya Düşüncesi”nin” kurucusu olan Robert Strausz Hupe”nin yazdığı “Yarının Dengeleri” (The Balance Of Tomorrow) adlı kitabında saklı. Robert Strausz Hupe Dünya düzenine yön veren Yahudi kuruluşu “CFR” üyelerinin yakın dostu olan önemli bir şahsiyettir.

David Rockefeller ve Rothshild aileleri, Henry Kissinger, Robert Murdock,Abromıviç gibi dünyayı yöneten ve yön veren 12 aile.

Bu on iki aileden ikisi dünyanın gerçek sahipler olarak bilinir.

Bunlar, Rockefeller ve Rotcsild Aileleridir.

Bunlar aynı zaman üste bahsettiğim CFR adlı örgütün liderleri olarak bilinir. Bu iki ailenin yönettiği parasal güç dünya ekonomisinin yarısından fazlasına tekabül ettiği iddia ediliyor. Sadece Rockefeller Ailesi”nin serveti Dünyanın 100″ü aşkın ülkesinin bütçesinden daha fazla olduğu ifade edilmektedir. (200 milyar dolar civarında )
İşte CFR üyeleri olan bu zatlar bugün, Amerikan siyasetine ve dolayısıyla dünyaya yön veren isimler olarak karşımızdalar!

Var olma mücadelesinde son viraja girmiş bulunuyoruz. Düşmanımız çok ve zorlu! Tıpkı Kurtuluş Mücadelesindeolduğu gibi. O mücadeleyi ecdadımız nasıl kazandıysa bugün de biz torunları olarak aynı ruh ve heyecanla yeni kurtuluş mücadelesini başarmak zorundayız.

Tek gücümüz İmanımız ve birliğimizdir. Birliğimizi güçlendirerek sürdürebilirsek bu zorlu süreçten başarıyla çıkabiliriz.

Selam ve dua ile…
Mehmet ZENGİN
22/ 09/ 2017

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil